250 BİN YAVRU SAZAN EĞİRDİR GÖLÜYLE BULUŞTU

Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü’nün “Eğirdir Gölü Balıklandırma” programı çerçevesinde, bugün düzenlenen törenle 250.000 yavru pullu sazan balığı Eğirdir Gölü’ne salındı.

250 BİN YAVRU SAZAN EĞİRDİR GÖLÜYLE BULUŞTU  

Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü’nün “Eğirdir Gölü Balıklandırma” programı çerçevesinde, bugün düzenlenen törenle 250.000 yavru pullu sazan balığı Eğirdir Gölü’ne salındı.

            Eğirdir Limanı içerisinde bugün saat 14.00’de düzenlenen törene Isparta Valisi Memduh Oğuz, Eğirdir Kaymakam V. Aksu Kaymakamı İbrahim Özdel, Belediye Başkanı O. Nuri Özmeral, Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü  Müdürü Doç. Dr. Yılmaz Emre, Su Ürünleri Genel Müdürlüğü Kaynak Yönetimi ve Balıkçılık Yapıları Daire Başkanı Mustafa Altuğ Atalay, Tarım İl Müdürü Sıddık İpek, Daire Müdürleri, Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Çetinkaya ve fakültenin öğretim üyeleri, Eğirdir Gölü Su Ürünleri Kooperatifleri Başkanları, balıkçılar ve vatandaşlar katılırken, törende konuşan Enstitü Müdürü Doç. Dr. Yılmaz Emre şunları söyledi:

            “Dünya toplumlarının tüketim odaklı yaşam sürmeleri, doğal kaynakların öngörülenden daha kısa sürede erimesine neden olmuştur.

            Hayatın her aşamasında bir ahenk ve düzen olduğu gibi, doğanın da kendine özgü işleyişleri mevcuttur. Doğayı tahrip eksenli bir toplumsal dinamik, doğanın cömertliğini ortadan kaldırmaktır. Bu bağlamda sucul yaşam kuşkusuz, doğal dengenin en anlamlı göstergesi durumundadır.

            Yeryüzünde yürütülen her türlü beşeri faaliyet bir şekilde su kaynaklarına ulaşmaktadır. Sularımız tarım, endüstri, turizm, madencilik başta olmak üzere tüm sektörlerin adeta yumuşak karnıdır. Bilinçsiz tarımsal ilaçlama neticesinde pestisit kalıntıları bir şekilde sularımıza intikal etmektedir. Arıtma ünitesi çalışmayan birçok fabrikanın atıkları doğrudan sularımıza bulaşmaktadır. Kentsel atık suların su kütlelerine yaptıkları tahribatı da dikkate aldığımızda durum daha net olarak karşımıza çıkmaktadır.

            Enstitümüzün de içinde bulunduğu bilim camiasının yapmış olduğu araştırmalarda göllerimizdeki su canlılarında gözle görülür bir azalmanın olduğu net bir şekilde ortaya konmuştur. Balıkların besinini oluşturan taban canlılarından balıklara varana kadar, besin zincirinin tüm halkalarında yıldan yıla bir kırılganlık süregelmektedir. Kısaca göllerimizde balık stokları hızla azalmaktadır.

            Gölde şu an itibari ile 16 tür balık mevcut olup, bunlardan 5 tanesi ekonomik değere sahiptir. Diğerleri ekonomik değeri olmayan küçük balıklardır. Gölde baskın balık türü çim sazanı olarak bilinen Carassius gibelio türüdür. Gölde uzun yıllardır görülmeyen siraz balığının görülmesi göl için çok sevindiricidir. Fakat göle sonradan aşılanan ya da tesadüfi şekilde giren Gümüş balığı gibi balıkların göle girmesi çok tehlikelidir. Göle giren her yabancı balık göldeki mevcut balıkların besinlerine ortak olacaktır. Bu nedenle Eğirdir Gölü’nde ekonomik balık avcılığının sürdürülebilir olması açısından bu husus son derece önemlidir. Halkımızn özellikle balıkçılarımızın bu konuda çok bilinçli ve duyarlı olması gerekmektedir.

            Bakanlık ve enstitü olarak bu duruma daha fazla seyirci kalamazdık. Bu amaçla son 4 yılın tamamında, Eğirdir Gölü’nden yakalanan anaçlardan elde etmiş olduğumuz yavru balıkları büyütüp yine Eğirdir Gölü’ne saldık. Son 4 yılda bırakmış olduğumuz balık sayısı 500.000 iken, bu yıl bu sayıyı personelimizin özverili çalışması ile 250.000’e çıkardık. 6 ay süren gayretli çalışmalarımız neticesinde bugün bu mutlu tabloyu sizlerle paylaşmanın haklı gururunu yaşamaktayız.

            Ancak bu rakamlar bizleri gerçek anlamda tatmin etmemektedir. Zira Eğirdir Gölü 468 km2 yüzölçümü ile Türkiye’nin dördüncü büyük gölüdür. Su özelliği olarak bakıldığında yüzölçümü olarak en büyük ikinci tatlı su gölümüzdür. Daha fazlasına ihtiyacamız var kuşkusuz. Enstitü olarak üretim miktarımızı arttıracak çözümlere odaklanmış durumdayız ve hedeflerimizde bu çözümlerin tümü sırasıyla yerini alacaktır. Bu noktada yerel yönetimlerin maddi ve manevi desteğine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız bulunmaktadır. Enstitü olarak vizyonumuzu oluşturmuş durumdayız. Eğirdir Gölü’ne yapmayı düşündüğümüz yatırımlara ilişkin projelerimizi çoktan hazırlamış durumdayız. Bu projelerimizi zaman zaman sizlerle paylaşmaktayız. Mesela Eğirdir Gölü’nün kaybolan değerlerinin kazanılması amacıyla hazırladığımız projemizi gerekli makamlara sunduk. İzinlerin verilmesinin ardından sadece sazan değil siraz ve gavinne gibi kaybolan türlerimizi gölümüze kazandırmayı amaçlamaktayız. Ayrıca çalışmalarımız sadece balık üzerine değil sağlıklı kerevit üretimi ve doğal stokların desteklenmesi şeklinde devam etmektedir. Bu projelere destek verildiği sürece kazanan daima Eğirdir Gölü, kazanan daima Eğirdir halkı olacaktır.

            Değerli katılımcılar;

            Doğanın tahribatı kendi kendine oluşmadığı gibi, göllerimizdeki balıkların stok miktarı da sihir değeneği ile istenilen noktaya gelmeyecektir. Devlet nezdinde yapılan çalışmalar ancak halkımızın iştiraki ile anlamlı sonuçlar verecektir. Bu nedenle Eğirdir Gölü’ne birlikte sahip çıkmalıyız. Elma üreticisinden esnafına, çiftçisinden balıkçısına kadar tüm Eğirdir halkı olarak bu gölü ancak birlikte koruyabiliriz.

            Türkiye iç sularında araştırmalar yapmak üzere, Ağustos 1986 yılında bakanlığa doğrudan bağlı olarak kurulan ve 1987 yılından itibaren çalışmalarına devam eden kurumumuz 03.06.2011 tarih ve 639 sayılı kanun hükmünde kararname ile bakanlığımız yeniden yapılandırılmış ve ülkemizin 34 ilinden sorumlu olan bir bölge enstitüsü konumuna gelmiştir. Kurulduğu günden itibaren yaptığı çalışmalar ve projeler Eğirdir Gölü odaklı olmuştur. Aslında yaklaşık ülkemizin yarısından sorumlu olan bu birim yürüttüğü 37 projenin 24 tanesini Eğirdir Gölü’nde yapmıştır. Enstitü kapsamında balıkçılık, balık yetiştiriciliği, ekoloji, flora ve fauna konusunda 2 doktora, 13 yüksek lisansını tamamlamış 2 yüksek lisans, 7 doktoraya devam eden personel ile birlikte toplam 26 adet teknik personel araştırmada hizmetine devam etmektedir.

            Kanunlarda, yönetmeliklerde, tebliğlerde yer alan hususlara riayet edilmediği sürece bizlerin tek başına çalışmasının bir anlamı maalesef bulunmamaktadır. Zaman yasaklarına, boy yasaklarına, kota sınırlamalarına dikkat edilmedikçe hiçbir zaman arzu edilen seviyeye gelinemeyecektir.

            Bakanlık ve enstitü olarak sorunlara yönelik çözüm odaklı misyonumuzla yolumuza devam etmekteyiz. Çalışma heyecanımızın taçlandığı bu anlamlı günlerde sizlerle yeniden birlikte olmak dileğiyle, esen kalın…”

            Daha sonra konuşan Eğirdir Belediye Başkanı O. Nuri Özmeral ise, “Eğirdir, bugün tarihi bir gün yaşıyor. Yıllardır problem olan balık veriminin eksikliğini nasıl giderebiliriz sorusuna? Enstitümüzün çalışmaları ile bugün çözüm buluyoruz. Yıllardır Eğirdir Gölü çevresi vahşice dolduruldu. Küçük balıklar avlandı. Yeni tür balıkların peydah olması ile gölümüzün dengesi bozuldu. Bu balıklandırmanın hayırlı ve bereketli olmasını diliyor, emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi.

            Daire Başkanı Mustafa Altuğ Atalay ise konuşmalarında, Türkiye’nin Avrupa’da en fazla alabalık üreten ve en büyük av filosuna sahip bir ülke olduğunu, su ürünleri yetiştiriciliğinde son yıllarda ciddi mesafeler kaydedildiğini belirtti. 1950 yılından önce Eğirdir Gölü’nde pek çok tür balık bulunduğunu, o yıllarda atılan sudak balığının hepsini canı istediği gibi yediğini, sonrasında kendi yavrusunu yemeğe başladığını dile getiren Atalay, Eğirdir Gölü balıklandırma çalışmalarının süreceğini kaydetti.

            Eğirdir Kaymakam V. İbrahim Özdel’in “Geçmişten ders almamız gerekiyor. Gölümüzde ilkel balıklandırma istemiyoruz. Balıklandırma çalışmalarının bilinçli ve uzman kişi ve kuruluşlarla yapılmasını istiyoruz” sözlerinden sonra törende son konuşmayı Isparta Valisi Memduh Oğuz yaptı.

            Eğirdir’in adeta cennetten bir köşe olduğunu söyleyen Isparta Valisi Memduh Oğuz, özetle “Bugünkü balıklandırma çalışmasını önemsiyoruz. Bu çalışma bilimsel bir çalışmadır. Eğirdir Gölü’nün içme suyu niteliğinde olması yönünden ülkemizde özel bir yeri vardır. Eğirdir Gölü özel hüküm çalışmaları sona ermiş ve uygulama noktasına gelmiş durumdadır. Eğirdir Gölü, dünya gölleri arasında da önemli bir göldür. Bölgenin planlama çalışmaları yapılırken, veri olarak Eğirdir Gölü ortaya konulmaktadır. Bugün burada Eğirdir Gölü balıkçıları için önemli bir çalışma yapılıyor. Eğirdir Gölü’nün balıkçıları gerçekten bilinçli. Bizler Eğirdir Gölü için bir karar alırken balıkçılardan da bilgiler alıyoruz. Bugün göle bırakılan 250 bin sazan yavrusunun hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum. Emeği geçenleri kutluyorum” dedi.

            Törendeki konuşmalardan sonra, Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü, Eğirdir ve Kepez Birimlerinde üretilen yaklaşık 5 – 10 gram ağırlığındaki yavru pullu sazan balıkları Eğirdir Gölü’ne salındı.

            Limandaki törende bir miktar yavru balığın göle salındığını açıklayan yetkililer, oksijen korunaklı naylon poşetlere doldurulan yavru sazan balıklarının, gölümüzde bulunan 12 balıkçılık kooperatifine teslim edileceğini, böylece yavru sazanların gölün her bölgesine yayılacağını ifade ettiler.

http://www.egirdirakingazetesi.com.tr/haber/haber/5666-egirdir39den-250-bin-yavru-sazan-egirdir-goluyle-bulustu.html

Devam?n? Oku http://meyvefidani.net/250-bin-yavru-sazan-egirdir-goluyle-bulustu.html